İki yıl önce bugün, memuriyetten çiçeklerle, pastalarla uğurlanmış, masa başından kalktıktan sonra yeni yollarda yürümeye başlamıştım.
Emeklilikle birlikte insanın zamanı genişliyor sanki. Tarihler, aylar, günler, hafta içi, hafta sonu bir anlam ifade etmiyor. Arada telefona bakmak gerekiyor hangi gündeyiz, ayın kaçı bugün diye. En yakınların doğum günleri bile atlanabiliyor. Bir yandan daralıyor da sanki insanın zamanı. Özellikle de yaşıtlarının vefat haberlerini alınca büyüyor bu duygu. "Yapacak ne çok işim var daha. Elimi çabuk tutmalıyım. Yetecek mi zamanım?" Ne ilginç bir şey şu zaman. Eski bir Hint deyişidir: "İnsan zamanın geçtiğini söylermiş, Zamansa insanın." Vaktiyle dedemin, babamın üzerinde gezdiği topraklarda, onların yetiştirdiği ağaçlara dokunarak onlarla konuştum sanki. Toprakla uğraşan bir aileden gelince ata toprağına geri dönüp oraları yeniden canlandırmak bir çemberin tamamlanması gibi.


Zaman hızlı, yol güzel, yolcu olmak da öyle🙏🏼
YOLCU /Ahmet TELLİ
...
Neyi bırakmışsan geride
bir kül yığınıdır şimdiden
ömrün gibi savrulup gider işte
Ama ıslığını unutma sakın
bir türküdür yine de
yolcuya en çok yakışan