Çiftçiler yorucu hasat dönemi ardından Ankara'ya döndüler, artık manzaralarında deniz ya da zeytin ağaçları yerine Ankara'nın yüksek beton binaları ve gri gökyüzü var. 5 aylık ayrılık sürecinde her yerini örümcek ağları kaplamış, toz içindeki evlere yerleşme, artık kronikleşen sorunumuz annemize bakıcı arama, bir küçük esnaf olarak muhasebeciyle birlikte beyanname verme hazırlıkları ile uğraşarak geçti bir hafta. Sırada özlediğimiz dostlarla muhtelif buluşmalar var. Sonra da oturup organik zeytincilik işinin sürdürülebilirliği üzerine ince ince hesaplar yapma zamanı gelecek.
Küçükkuyu'dan bu yıl ürettiğimiz 2200 kg zeytinyağının yarısını satmış olarak ayrıldık. Bizi tanıyan, işimizi nasıl özenle, emeğimizi ve yüreğimizi koyarak yaptığımızı bilen, bizi desteklemek isteyen dostlarımız aldı zeytinyağımızı çoğunlukla. Arada uzaklara, taaa Hopa'ya, ülkenin bir ucuna kadar da gitti zeytinyağımız. Bizi tanımadan, dostumuzun referansıyla aldılar zeytinyağımızı; bir sipariş de Kars'taki sevgili kardeşimizden geldi. Onca yolu biz gitmiş; zeytin ağaçlarının, karacaların, şahinlerin, tavşanların selamını götürmüş gibi olduk😊. Çalışanlar, emekliler, öğretmenler, öğrenciler, bu ekonomik kriz koşullarında ayakta durmaya çalışan farklı gelir gruplarından dostlarımız satın aldılar zeytinyağımızı. Bizim için öylesine kıymetli bir destek ki bu, tarif bile edilemez. Dayanışmanın, dostluğun, “arkanızdayız” duygusunun verdiği mutluluğu yaşamayı herkes için dilerim.
Geride 250 teneke 5 litrelik zeytinyağımız var hâlâ. Artık dışa açılma, kendimizi bizi tanımayanlara da anlatma zamanı. Adelfes İda Zeytinyağı'nın tanıtımı için Web Sitesi çalışmaları başlayacak yakında. İşimiz çok.
Yarın kar geliyormuş Ankara'ya. Yazma, okuma, sanatla, dostlarla muhabbetle ruhumuzu besleme zamanı artık.