15 gün önce Ankara'ya geldik. Son yılların rutini, insanlar yaz için Küçükkuyu’ya gelirken biz Ankara’ya döneriz. Gündemde biraz dinlenmek, özlediğimiz dostlarımızla buluşup muhabbet etmek, kitapçı gezmek, annemizin ve kendimizin rutin doktor kontrollerini yaptırmak, Ayşe'mizi yeni evine taşımak, yazın dinginleşip pek güzelleşen Ankara’da kendi evlerimizde toparlanabilmek var. Tam 9,5 ay olmuş Ankara'dan ayrılalı. Şehrin kalabalığını, trafiği unutmuşuz. Pahalılık, enflasyon burada çok daha ağır hissediliyor. İnsanlar pandemi bitmiş gibi davranıyor maalesef, maskesiz, mesafesiz, özensiz. Sokağa çıkmak tedirginlik anlamına geliyor burada, biz maske takıp mesafeye dikkat etsek de.
Zeytin ağaçlarımız güzel tomurcuklandı, çiçek açtı . Hasata kadar her şey yolunda gider aşırı yağış, don, fırtına, kuraklık, aşırı sıcak-soğuk olmaz, yağmurlar zamanında ve yeterince yağarsa, hâlimiz, vaktimiz, enerjimiz yerinde olur, vaktinde tayfa bulup zeytinler yere düşmeden toplayabilirsek güzel zeytinimiz ve yağımız olacak inşallah. Hepsi birbirine bağlı onlarca değişken var ve çiftçinin işi hiç bitmiyor. Buralarda pek kullanılan atasözünde dendiği gibi “Çiftçinin karnını yarmışlar, 40 tane gelecek yıl çıkmış. “
Elimizde hâlâ bol miktarda zeytinyağı var.
5 ltlik zeytinyağı 470 lira
2 ltlik zeytinyağı 190 lira,
1 ltlik zeytinyağı 100 lira. Zeytinyağı sabunlarımız 20 lira, lavanta, biberiye ve kantaron seçenekleri var. Ankara'da kargo ücreti ödemeden sabun almak isteyenler için bol miktarda sabun getirdik yanımızda.
Son paylaşımda bezginlik ve sızlanma tonu yüksek çıkmış olmalı, dostlarımızdan, yolculuğumuzu destekleyenlerden, değerli insanlarımızdan telefonla, yazıyla mesajlar aldık bolca, pes etmeyin diye. İyi hissettirdi, moral verdi. Ülkece, dünyaca zorlu bir dönemden geçiyor; sıkışıklık, belirsizlik duygusu ve gelecek kaygıları içinde buluyoruz kendimizi. Umutlarımızı koruyarak, çalışarak, üreterek, elimizden gelenin en iyisini yapmaya devam edeceğiz. Gerisi, gerisi hayat...Neyin önemli olduğunu, dayanışmayı, paylaşmayı, İnsan olmayı, doğaya saygı duyup korumayı öğretecek bize, bir şekilde.





2. Hasat sonrası giriştiğimiz budama işlerine Mart ayı biterken son verdik, bahçedeki tüm ağaçlara elimizi değdiremedik bu yıl, artan maliyetler nedeniyle. Çiftçiyle alay eder gibi otomatiğe bağlanan mazot masrafı inanılmaz düzeye geldi. Ağaçlardan çıkan dalların büyük bir kısmını yakmak zorunda kaldık. Dal öğütme makinası mazotu adeta içiyor çünkü. Bahçenin yarısının budama ve bakımını gelecek yıla bıraktık. Budama ekibiyle vedalaştığımız gün yanan çalılardan kaçan bir kaplumbağa çıktı karşıma. Defalarca özür diledim onu korkuttuğum için. Dilerim anlamıştır beni.
Nisan ve Mayıs aylarında zeytinlikler cennet bahçesine dönüşüyor. Rengarenk çiçekler, börtü böcek, kuşlar, yılanlar, doğanın tüm canlıları coşkuyla uyanıp ortaya saçılıyor. Artık toprakta bastığımız yere dikkat ederek yürümek gerekiyor, yılanlar şakaya gelmez.
Nisan ayında programımızda büyük zeytinliğimizde sondaj kuyusu açtırmak vardı. Çok uğraştırdı bizi, hem çok zamanımızı aldı hem de tahminimizden derinlere inmek zorunda kaldık. Piyasada her malın fiyatının günden güne yükselmesi nedeniyle maliyeti başlangıçta öngördüğümüzün 2 misli oldu. Dağ başındaki zeytinliğin ortasında bir kuyunun çeşmesinden su aktığını görmek güzel yine de. Su hayat getiriyor geldiği yere, ağaçlara, kuşlara, etraftaki hayvanlara can suyu.
Mayıs başında yol kenarındaki, hırsızların zeytinlerimizi çaldığı, moloz dökülen zeytinliğimize kanal açtırdık. Yoğun yağmur yağıp üst yanımızdaki küçük dere taştığında su ağaçlarımızın dibindeki toprağı sürükleyip erozyona neden oluyor, zeytinlikte balçık bölgeler oluşturup ağaçlara zarar veriyordu. Kepçe çalışırken toprakta ortaya çıkan kurbağaların çokluğundan anladık durumun vahametini. Şimdi suyun ağaçlara zarar vermeden kanala akmasını umuyoruz.