Skip to content
Küçük Çiftçinin Seyir Defteri

15 Şubat 2021

15 Şubat 2021

Küçük Çiftçinin Seyir Defteri / Şubat

Zaman nasıl da hızlandı, geçen zaman mı biz miyiz, karışıyor. Çocukluğumuzdan beri ilk kez, doğup büyüdüğümüz evde geçiriyoruz adı "kış", kendi bir garip mevsimi. Mevsimlerin adı yok artık. Birkaç gün kış gibi geçiyor, birkaç gün de bahar gibi. Ağaçlar çiçek açtılar bile, az arayla kara, doluya, yoğun yağmura, güneşe, sıcağa maruz kalıyorlar. Akıbetleri belirsiz. Yaz aylarında fırtınalar, aşırı yağışlar, kış aylarında normalin üzerinde sıcaklar; iklim değişikliğinin etkilerinden nasibimizi alıyoruz hep birlikte.

Yorucu hasat dönemi ardından zeytinyağlarımızın tenekelenip adreslerine gönderilmesi, kalanların depoya yerleştirilmesi sonrasında çiftçilik faaliyetlerine ara verdik bir süre. Hesaplar, beyannameler, zararlara bakıp derin derin iç geçirmeler, zeytin ağaçları için neler yapabiliriz sorularına cevap arayışıyla geçirdik haftaları. Üç yıllık çiftçilik faaliyetimizden çıkardığımız sonuç: Yaptığımız üretim insanların doğal, sağlıklı gıdaya erişimine, kendimizin ve arkadaşlarımızın organik zeytinyağı tüketebilmesine yaramanın yanında asıl olarak ekonomi çarkının dönmesine katkı sağlıyor.

Zeytinlikte çalıştırdığımız işçilerin, zeytinyağı üretim sürecinde çeşitli malzemelerimizi ve ihtiyaç duyduğumuz hizmetleri satın aldığımız esnafın, zeytinleri sıktırdığımız fabrikaların, ziraat ve esnaf odalarının, kargo şirketlerinin gelirlerini döndüren çarkın dişlilerinden biriyiz biz de. Hatta üç yıllık gelir-gider tablomuza bakarsak sadece onlar için çalışıyor, kazancımızdan fazla harcama yapıyoruz. Bu bölüşüm ne kadar sürdürülebilir, gücümüz ne kadar yeter bilmiyoruz. Şimdilik cevabı geleceğe bırakıp önümüzdeki hasata çeviriyoruz gözümüzü. Havanın uygun olduğu ilk fırsatta ağaçları gezip yapılacaklar listesi hazırlarız bu günlerde.

Bu yılın güzel gelişmesi nihayet zeytinyağı sabunu üretebilmemiz oldu. Hep hayal ettiğimiz gibi, zeytinyağı alanların kolilerine birer adet sabun hediye koyduk, içimizden "Şifa olsun." diyerek.

Sabun damgamızı değerli sabunkâr Önder Akın üretti. Anlattığına göre, Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinde değer verilen kadına, güzel motiflerle süslenmiş sabun gönderme geleneği varmış. Sabunu oyarak süsleyen ustaya Sabunkâr denirmiş. Günümüzde unutulan bu sanatı sürdürmek adına çalışmalar yapıyor o da.Sabun dünyası bizim için yeni ve farklı bir alan. Zeytinyağının kalitesi, kullanılan suyun temizliği, katılan maddelerin oranı, pişirme teknikleri, sabuncu ustasının mahareti ve becerisi sabunun kalitesini belirleyen başlıca unsurlardan. Yapım süreci oldukça zahmetli. Bu yılın sabunları deneme üretimi oldu. Güvendiğimiz bir yerde, ehil bir sabuncu ustası tarafından, saf ve kaliteli zeytinyağına sabun bazı ve su ilave edilip % 1 oranında doğal bitki özütü ve parçacıkları karıştırılarak odun ateşinde üretildi. El yapımı ve el kesimi, 160 (+/-10) gr. ağırlığında. Adetini 10 liradan satışa sunacak, belli miktar satışta kargo ücretini karşılayacağız. Lavanta ve biberiye çeşitlerimiz var. Geri dönüşler olumlu şimdiye dek. Güvendiğimiz, üretim sürecini bildiğimiz, içimize sinen ve üzerinde damgamız olan bir sabunu kullanmanın duygusu da hoş.

Küçük çiftçiler uzun, ince ve belirsizliklerle dolu bir yolda yolculuklarına merakla, şevkle devam ediyor hâlâ.