Küçük Çiftçinin Seyir Defteri: (Ferda Eroğlu ile)
Ölmez ağacın yağına doğru bu yılki yolculuğumuzun sona ermesine sayılı günler kaldı. Bugün 17 derece sıcaklıkta topladık rafine yağ olacak toprağa düşen zeytinleri. Küresel ısınmanın etkileri önümüzdeki yıllarda nasıl yaşanacak bilmiyorum ama tüm tarım ürünleri ve sofralarımız nasibini alacak bu gelişmeden. Dilerim olumlu bir şeyler olur.
Bu yıl zeytinin var yılıydı. Geçen yıl yaptığımız derin budama sonrasında beklediğimizden verimliydi ağaçlarımız. Ekim ayında zeytinliği gezerken üzerleri zeytin doluydu. "Bir yağmur yağsın, hava biraz serinlesin hasata başlayalım." diyorduk. Ne o yağmur yağdı ne hava serinledi ne de biz o zeytinlerin hepsini yere düşmeden toplamayı başarabildik. Olsun, olana bereket demeyi öğretti hayat bize. Güneşle, yağmurla, rüzgarla ve daha bir sürü şeyle uğraştığımız yorucu hasat sürecinin sonunda 2 ton civarında yemeklik yağ üretebildik. Geçen yıldan daha iyiyiz. Aynı olan şeyse harcadığımızın kazandığımızdan çok fazla oluşu. Bu ülkede, bu şartlarda tarımsal üretim yapan herkes gibi biraz deliyiz.
Ürettiğimiz yağın tamamı babamızın emaneti zeytinliğimiz Ayıdikeni’nin zeytinlerinden. Organiğe geçiş sürecinde kendisi, aslında yıllardır kültür tarımı yapılmadığı için çoktan organik ama bürokrasi, çiftçi kayıt sistemine girdikten sonra üç yıl beklemeyi şart koşuyor. Bir yılımız kaldı organik sertifikamızı almaya. Yani kimyasal tarım ilacı, ot ilacı ve kimyasal gübre kullanmıyoruz, kullanmayacağız.
Zeytinyağı üretme işine giriştiğimizde sadece kendi yiyeceğimiz nitelik ve kalitede yağ satacağımıza, her koşulda elimizden gelenin en iyisini yapacağımıza söz vermiştik kendimize. İki yıldır tutturabildik hedefimizi. Şanslıyız, bu yıl Edremit Körfezi'nde hava sıcaklıkları ve zeytin sineği yüzünden yükselen asitler nedeniyle birçok üretici yemeklik yağ üretemedi.
Bizim topraklar Edremit Körfezi'nin mavi sularından aldığı çiyi dünyanın en zengin oksijen kaynağı olan Kaz Dağları’ndan esen rüzgarla harmanlayarak zeytinyağında kendine özgü bir aroma yaratıyor. Bize düşen de bu aromayı örselemeden koruyabilmek için zeytinleri bekletmeden 27 derecenin altında sıktırmak, krom tankta dinlendirip kağıt filtreden geçirmek ve tenekelere dolumunu sağlamak.
Bu yıl zeytinleri sıktırdığımız fabrika tam denizin kenarındaydı. Fabrika sürecinde baştan sona yanındaydım zeytinlerin ki bu her seferinde en az 3 saatimi aldı. Beklemeden sıkılsın, soğuk sıkım olsun, zeytin sıkıldıktan sonra hemen krom tanka aktarılsın diye. İnsanlar ve hikayeler biriktirdim yine. Sıramı beklerken denizle muhabbet ettim bol bol.
Zeytinler sıkıldıktan sonra yağ olarak önümdeki küçük tanka akarken yağa bakmaktan gözümü alamadım her seferinde. "Ne çok emek, alın teri, umut, yaşam var senin içinde," dedim. "Sen ne büyük bir kıymetsin. Dilerim eriştiğin insanların sofralarına bereket, bedenlerine sağlık, yüreklerine sevgi, zihinlerine huzur olursun."
Adelfes İda, yani İda'nın kızkardeşleri olarak toprağın bilgisiyle beslenen, güneş, deniz ve rüzgarla demlenen İda'nın zeytinlerini topladık ve yağını sofralarınıza sunuyoruz.
Bu hafta göndermeye başlayacağız yağları. 5 litrelik yağın bedeli 200 lira, 2L’lik teneke 90 lira, 1L'lik teneke 45 lira. Anlaşmalı kargo olan Yurtiçi Kargo ile 10 kiloya kadar 15 lira, 20 kiloya kadar 25 lira kargo bedeli alıcıya ait. Kargo şirketi yılbaşında zam yapmaz dilerim. Sipariş vermek isteyenler bana özelden yazsın lütfen, olur mu?