Skip to content
Küçük Çiftçinin Seyir Defteri

16 Aralık 2019

16 Aralık 2019

Ölmez ağacın yağına doğru bu yılki yolculuğumuz sona ermek üzere. Etiketlerimiz hazır. Bugün 17 derece sıcaklıkta topladık rafine yağ olacak toprağa düşen zeytinleri. Küresel ısınmanın etkileri önümüzdeki yıllarda nasıl yaşanacak bilmiyorum ama tüm tarım ürünleri ve sofralarımız nasibini alacak bu gelişmeden. Dilerim olumlu bir şeyler olur.

Bu yıl zeytinin var yılıydı. Geçen yıl yaptığımız derin budama sonrasında beklediğimizden verimliydi ağaçlarımız. Ekim ayında zeytinliği gezerken üzerleri zeytin doluydu. "Bir yağmur yağsın, hava biraz serinlesin hasata başlayalım." diyorduk. Ne o yağmur yağdı ne hava serinledi ne de biz o zeytinlerin hepsini yere düşmeden toplamayı başarabildik. Olsun, ‘olana bereket’ demeyi öğretti hayat bize. Güneşle, yağmurla, rüzgarla ve daha bir sürü şeyle uğraştığımız yorucu hasat sürecinin sonunda 2 ton civarında yemeklik yağ üretebildik. Geçen yıldan daha iyiyiz. Aynı olan şeyse harcadığımızın kazandığımızdan çok fazla oluşu. Bu ülkede, bu şartlarda tarımsal üretim yapan herkes gibi biraz deliyiz.

Ürettiğimiz yağın tamamı babamızın emaneti zeytinliğimiz Ayıdikeni’nin zeytinlerinden. Organiğe geçiş sürecinde kendisi, aslında yıllardır kültür tarımı yapılmadığı için çoktan organik ama bürokrasi, çiftçi kayıt sistemine girdikten sonra üç yıl beklemeyi şart koşuyor. Bir yılımız kaldı organik sertifikamızı almaya. Kimyasal tarım ilacı, ot ilacı ve kimyasal gübre, zeytinden daha çok yağ çıksın diye sıkım sırasında enzim kullanmıyoruz, kullanmayacağız.